Seferihisar Emlak

Seferihisar.com’un en şanlı okuyucusu benim. Çünkü güncel haberlerin çoğu ve köşe yazıları önce bana gelir, bunların editörlüğünü yani düzeltmesini yaparım. Dolayısıyla da çevremizde olan biteni önce ben öğrenirim.

Özellikle de bazı köşe yazılarında katılmadığım ifadeler olsa bile asli vazifemin düzeltmenlik olduğu bilinci ile cümlelere hassas dokunur, sorumluluğunu yazara bırakırım.

‘’Hamit Nişancı’dan Seferihisar’a 5 müjde’’ başlıklı haberi okurken de kullanılan ve ‘cek, -cak ile biten çok sayıda ifade beni fazla etkilemedi.

Sayın Nişancı’nın doğal gaza, Karakayalar-Tepecik arasındaki yolun genişletilmesine yönelik ifadeleri, elektrik şebekesinin yenilenmesi ve spor sahasının genişletilmesine ilişkin açıklamaları bana müjde olarak gelmedi. Bunlar, belediye başkanı kim olursa olsun, zaten yapılması gereken sıradan işlerdir…

Bugüne kadar yapılmadıysa densizin biri çıkıp da Sayın Nişancı’ya sormaz mı; ‘’Kardeşim sen de bu memlekette 10 yıl belediye başkanlığı yaptın. O zaman Karakayalar-Tepecik arasını niye genişletmedin’’ diye…

İŞ BİRLİĞİ İLE GELEN HİZMETE BAKARIM

Ben bir Seferihisar gönüllüsü olarak ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi ve iktidar partisi üçgeninin hangi önemli konularda iş birliği yaptığına, ambara birlikte dane koyup koymadığına bakarım…

Değerli Hamit Bey kardeşimi severim…

Doğup büyüdüğü Seferihisar’ın tam bir neferi olduğu için kendisine saygı duyarım. Son seçimler öncesinde, ‘’Ben gençlik yıllarımdaki hatalardan arındım. Siyasi görüşü ve duruşu ne olursa olsun herkesi kucaklamaya hazırım’’ ifadeleri ile mensubu olduğu partinin ayrıştırıcı ve ötekileştirici tavrından farklı bir çizgi izlemiş olmasını takdir ederim…

Bu takdir nedeniyledir ki belediye başkanlığı adaylığının AK Parti’nin ilçedeki sansını artırdığını iddia eden bir köşe yazısı bile yayımladım.

Ancak partisinin geçmişte izlediği ‘’İzmir siyasetini Büyükşehir başkanına vurarak’’ sürdürme yanlışını Sayın Nişancı da devam ettirirse büyük hata yapar.

Başta önceki il başkanlarından Aydın Şengül ve Ali Aşlık ile hemen hemen tüm milletvekilleri, İzmir’de Aziz Kocaoğlu’na ve Büyükşehir Belediyesi’ne yüklenmeyi seçim kazanmanın tek yolu sandılar…

Oysa Sayın Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in AK Parti ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sert söylemleri, AK Parti tabanında nasıl kemikleşme yarattıysa Aziz Kocaoğlu’na yönelik saldırgan ifadeler de CHP tabanında kemikleşme yarattı.

AK Parti’nin İzmir’de seçim kazanabilmesi için öncelikle bu çizgiyi terk etmesi 2002’deki kucaklayıcı ve her kesimle barışık görünen çizgisine dönmesi gerekiyor. Ama bu saatten sonra yine de İzmir’i almaları çok zor…

Çünkü İzmir’i kazanmak için önce İzmir’i ve İzmirliyi anlamak lazım…

Atatürk Havalimanı’nın yok edilerek yeni havaalanının adında Atatürk’e yer verilmemesine, Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılarak yerine yapılan binanın adından da Atatürk adının silinmesine belki İstanbullu aldırış etmez ama İzmirli bunu dert eder ve tepkisini sandığa yansıtır.

Yani İzmir’i kazanmak için İzmirliyi iyi anlamak lazımdır.

Neyse biz yine Seferihisar’a dönelim…

SOYER’İN SEFERİHİSAR HASSASİYETİ ASLA YOK OLMAZ

Sağır Sultan bile bilir ki; Tunç Soyer Bey kardeşim, Seferihisar’a karşı her zaman hassastır. Onun Seferihisar tutkusunun bir sevda olduğunu cümle alem bilir…

Öyleyse bu sevdayı birlikte hizmete dönüştürmek gerekir.

Geçen yazımda değindim…

Bugün daha açık yazayım; Büyükşehir’in başında Tunç Soyer’in olması, Sayın Binali Yıldırım ve Cuhurbaşkanı’na bir telefon kadar yakın olan Hamit Nişancı’nın AK Parti il yönetiminde yer alması, her an onlarla işbirliği yapmaya hazır İsmail Yetişkin’in Seferihisar Belediye Başkanlığı koltuğunda bulunması, Seferihisar için tarihi bir fırsattır. Bir daha kolay kolay yakalanamayacak bir şanstır.

O zaman Nişancı, Tunç Soyer’i yıpratma gayretindeki partililerinin peşine asla takılmamalı… Seferihisar’a bir tuğla koymanın yolunun Tunç Soyer ile işbirliğinden, Tunç Soyer’e iktidar desteğinden geçtiğini bilmeli…

İsmail Yetişkin, Tunç Soyer ve Hamit Nişancı üçlüsü hiç vakit kaybetmeden Seferihisar için kol kola girmeli…

Karakayalar’dan Tepecik’e kadar yol genişletme gibi sıradan bir çalışma yerine, aynı hatta iki battı çıktı yapılarak Turgutlu, Manisa, Aydın ve Denizli trafiğini rahatlatan altyapı yatırımları bu sacayağı tarafından Seferihisar’a getirilmeli…

Yamaç altı, yer altı, viyadük otoparkları ile otopark sıkışıklığı kalıcı olarak ortadan kaldırılmalı…

Narlıdere’ye kadar projelendirilen metro; Bademler, Ulamış, Seferihisar, Doğanbey üzerinden Ürkmez’e kadar uzatılmalı…

Hatta Özdere’ye ulaştırılmalı…

Sığacık ile Beyler Dağı arasında teleferik hattı oluşturulmalı… Seferihisar Kavşağı ile Sığacık arasındaki trafik yükü, uzun bir tünelle veya viyadüklerle ortadan kaldırılmalı…

Seferihisar, Urla’daki İYTE bünyesinde faaliyet gösteren Slikon Vadisi benzeri Teknopark ile bütünleştirilerek bölgenin ve bölge insanının ufku açılmalı…

Kampüs fikri hayata geçirilmeli…

Ya da bu hayalleri gerçeğe dönüştürecek tarihi fırsat elimizde iken yol, kaldırım, doğal gaz, elektrik şebekesi gibi sıradan hizmetlerle yetinilerek bir kova suda siyasetçilik yapmaya devam edilmeli…