Seferihisar Emlak

Gözlem Gazetesi’nden Berrin Tuncel Birer, Neptün Soyer ile samimi bir röportaj gerçekleştirdi.

İşte o röportaj…

Bir Atatürk kadını olan Neptün Soyer ile Köy-Koop’un sadece ‘’Ben onsuz yapamam’’ dediği limon fidesinin süslediği mütevazi odasında, kahkahalar eşliğinde tüm kadınlara örnek olabilecek hayatını, girişimciliğini konuştuk.

Asker babasının son tayini ile geldikleri İzmir’de, Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümün’de okudu. Üniversite yıllarında Tunç Soyer ile evlenince “Çalıkuşu” olma hayalini bir yana bırakıp turizm sektörü ile tanıştı, eşi gibi Gümüldür’de bir otelde çalışmaya başladı. Daha sonra, 1991 yılında kendi şirketlerini kurup, Seferihisar’da 350 yataklı tatil köyü yaptılar.
Seferihisar’a yerleşmelerine neden olan tatil köyü, hayatlarını bambaşka yönlere sürükledi. Tunç Soyer 2009 yılında çok severek yaşadıkları kasabaya belediye başkanı oldu, Neptün Soyer, Çalıkuşu olma hayalini hem de 17 sene sürecek şekilde gerçekleştirdi. Köy öğretmenliği yaptı.

Seferihisar Cittaslow ağına girince, Tunç Soyer kooperatifleşmenin, yerel gıdanın, kadının sosyalleşmesinin önemine dikkati çekti.
Neptün Soyer hemen 7 arkadaşıyla 100’er lira koyup, bir tarımsal kooperatif kurdu. Sadece çocukları eğitmekle yetinmedi, Seferihisarlı kadınlara da emeklerini paraya çevirmeyi öğretti. Seferihisar’ın dezavantajlı bölgesinde kurdukları lokantada kendisi de mutfağa girerek kadınlarla çiçek dolması, sakızlı tarhana, bulgur pilavı gibi ev yemekleri pişirdi. Bunları internetten pazarladılar.

Tunç Soyer’in yeniden düzenlediği Sığacık Kaleiçi’nde, kadınların yaptıklarını sattığı pazar projesine büyük destek verdi. Kadınlar akşamüstleri sandalyelerini çıkartıp sohbet ettikleri kapı önünde ürettiklerini satıp, para kazanır oldu.

Yine diğer kooperatiflere örnek olmak için, arkadaşlarıyla kurduğu Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni Köy Koop’a ortak etti.
Kurulduğu 1971 yılından bu yana 104’e ulaşan üye kooperatifi ile binlerce köylüyü çatısında toplayan, ancak tek kadın üyesi dahi olmayan Köy-Koop İzmir Birliği’ne ilk kadın başkan oldu.
Sorumluluğunun daha da arttığı bilinciyle hem üreticiye daha doğru yol göstermek hem de tüm kadınlara örnek olmak için Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi’nde tarım okumaya başladı.

Bir Atatürk kadını olan Neptün Soyer ile Köy-Koop’un sadece ‘’Ben onsuz yapamam’’ dediği limon fidesinin süslediği mütevazi odasında, kahkahalar eşliğinde tüm kadınlara örnek olabilecek hayatını, girişimciliğini konuştuk.

Öğretmenliği isteyerek mi seçtiniz?
Benim zamanımda 13 tercih yapıyorsunuz, tıp da hukuk da olabiliyordu tercihler arasında. Annem, “Öğretmenliği de yaz. Bir yere giremezsen hiç olmazsa öğretmen olursun” demişti. Tabii ben sevmesem, istemesem yazmazdım. Çok kıymetli buluyorum öğretmenliği. Fen fakülteleri matematik bölümü direk öğretmen yetiştiren fakülteler gibi değil. Bilimin yapıldığı yerler ama ben son iki dönem formasyon da aldım öğretmenlik yapmak için. O Çalıkuşu hikayesini severim. Köylerde öğretmenlik yapılacak, ama fakültedeyken evlenme kararı biraz o hikayeyi erteletti. Sonuçta yine köylerde öğretmenlik yaptım. Bana Milli Eğitimin verdiği şekilde evde eğitimse eve gittim, okulda ekstra çalıştım, ondan hiç kaçmadım. Öğretmenlik sadece branşımızın sınıf içindeki eğitimi değil, kapıdan çıktığımızda da devam ediyor. Çocuklarımızla ilişkimiz bitmiyor.

Mesleğinizi özlüyor musunuz?
Öğretmenlik mesleki bir deformasyon yaratıyor sizde. Sürekli karşı tarafı eğitme gayesi içinde oluyorsunuz. Sınıf dışında da devam ediyorum eğitim faaliyetlerime. Bazılarının hala anlayamadığı konu, biz bir birliğiz. Kooperatiflerin çatısıyız. Kooperatifleri bir araya getirip, onların projelerde buluşmasını, birlik beraberlik içinde çalışmalarını anlatıyoruz. Eğitimlerine, bilimsel çalışmalarına öncülük ediyoruz. 100 tane tarımsal kalkınma kooperatifinin çatısının başkanlığını yapıyorum. Her şeyin eğitimle mümkün olduğuna inanıyoruz. Geçen yıl Ziraat Mühendisleri Odası, Veteriner Hekimleri Odası ve Köy Koop ile eğitim çalışması başlatmıştık. Şimdi Büyükşehir Belediyesi’nin Toplum Sağlığı Hizmetleri de girdi. İş sağlığı derken, tarımda kullanılan ilaçların sağlık açısından ne kadar riskli olduğunu anlatmamız gerekiyor bizim. Üreticilerimiz için de tüketiciler için de. Aynı zamanda Buğday Derneği’nin bir “Zehirsiz Sofralar Projesi” var. Bunun dışında çiftçiden çiftçiye eğitim verebiliriz. Biz sahada gördük ki köylü köylüyü de güzel eğitebiliyor. Ziraat mühendisinden duyduğu bir şey ile birbirini eğittiğini gördük. Eğitim olmadan hiçbir şeye başlamamak lazım. Eğitimini yapmadan bir kuru dal dikmeyeceksin.
Hem tüketiciyi bilinçlendirmek lazım hem üreticiyi. Üreticiye de zehirsiz sofraları sağlayıp iyi ürün yetiştirirsen daha değerinde satabileceğini anlatıyoruz. Toprak kıymetli.

Yerel tohum da kıymetli…
Tunç Başkan’ın Seferihisar Belediye Başkanlığı döneminde Can Yücel’in vasiyeti üzerine kurduğu Can Yücel Tohum Merkezini mutlaka İzmir’in her ilçesine, Türkiye’nin her yerine ulaştırmak istiyoruz. “Kurda, kuşa, aşa” diye tohum serperken, aş kendi sofranız için. Biz sadece insanları düşünüyoruz, ama kuşun da orada hakkı var, kurdun da. İlacı basmazsan ürün kurtlu böcekli olur. Yapacağız inşallah. Olmaz diye kenara çekilip oturmanın verdiği acıya dayanamam ben. “Çok uğraştım ama olmadı” da üzebilir insanı, ama en azından uğraştım dersiniz. Öbür türlü “Kime ne anlatacaksın, nasıl eğiteceksin, olmaz” demek bence yanlış.
Tohumu sertifika altına alıp, iyileştirip sertifikasyonuyla satabilirsiniz diyor yasa. Çok küçük ölçekli köylünün tohumun sertifikasyonunun giderlerini sağlaması mümkün değil. Buna düzenleme getirin diyoruz. Biz istemezükçü değiliz.

Üretmek kadar satmak da önemli tabii…
Göreve geldiğimden beri ürünlerimizin pazarlanmasına da eğitim çalışmaları kadar önem veriyorum. Ürünlerimizin küçük arabalarla mahalle aralarına götürülmesini hep istemiştim. Şimdi inşallah gerçekleştiriyoruz. Hallerde üretici kooperatiflerine yüzde 20 oranında yer verilmesi gerekirken bu bir türlü gerçekleşmedi. Hale girmeye çalışıyoruz. O da yakında olacak inşallah. Yasa gereği hakkımız neyse onu istiyoruz zaten. Fazlasını istemedik şimdiye kadar.
Kooperatifler arası dayanışmayı sağlamaya çalışıyoruz. Bununla ilgili bir çalıştay düşünüyoruz. Üretimde ve bölüşümde dayanışmaya odaklanmalıyız. Çok acımasız rekabetin içine giriyoruz. Küçük üreticinin mutlaka dayanışması lazım. Ne rekabeti? Üreteceğimiz belli, toprağımız belli, ne kadar ürün alacağı belli. Mesela Kozak Yaylası’ndaki bir kooperatif sadece fıstık yapıyor ama kadınlar da halı dokuyor. Şimdi onların halılarına da fıstıklarına da sütlerine, peynirlerine de el vermeye çalışıyoruz. Dayanışma içinde bölüşerek.

Kadının sesi oldunuz tarımda…
Neptün Soyer olarak tarımda söylemek istediğim, kadının varlığının sözle buluşması lazım. Kadın var tarımda ama sözünün de olması lazım. Yani yönetim masalarında, kooperatiflerin yönetimlerinde de kadınların olması lazım. Sadece tarlada, hiçbir sosyal hakkı olmadan sırtında çocuğuyla değil. Kadının sözü yok. Biz söz istiyoruz.
-İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın eşi olmak nasıl bir duygu?
Tunç Soyer’in eşi olmak benim için ayrı gurur. Çünkü seçilmiş insan, çok büyük bir onay almış. Yüzde 60 oy aldı. Bunu elde etmesi için nasıl seçim zamanı ona inanan İzmirliler gibi alandaysam, yanındaysam, ben hala çok inanarak alanda ve yanındayım Tunç Başkan’ın. Müthiş vizyonludur. Biz de çok inandık, çok emek verdik.

Kadınlara ne önerirsiniz?
Birbirimize güvenmeliyiz, dayanışma içinde olmalıyız ve çalışmalıyız. Kadınlarını güçsüzleştirerek ilerleyecek bir toplum düşünemiyorum. Sadece kadınların karar verdiği bir toplumdan da bahsetmiyoruz. Kadınla erkek bir arada olmayınca yarım kalıyor. Barışa ulaşamıyoruz. Bu dönem herkes çok üzgün. Kimse kimsenin acısının azını çoğunu tartışmasın. Bazı davetler, eğlencelerin iptalini doğru buluyorum ama bir arada olmaktan da vazgeçmemeliyiz. Birbirimize şifa olalım.

Kooperatifte hedefiniz ne?
Hedefim, kadın erkek eşitliğinin sağlanması. Bazen çok iddialı olduğumu söylüyorlar. “Eşitlik sağlanana kadar bu koltukta kalacaksan çok uzun sürer” diyorlar.
Çoğalıyoruz. Tarımsal kalkınma kooperatiflerinin içinde bugün düne göre daha çok sözümüzün olduğunu görüyoruz. Ondan sonra yoruluyor insan. Durmayı bilmek herhalde en büyük erdem. Gençler bizi umutlandırıyor. Kadınların sorumluluk duygusu çok yüksek. Ele aldığı konunun ucunu bırakmıyor.

Neptün Soyer kimdir?
Balıkesir’de dünyaya geldi. Memur bir babanın kızı olan Neptün, bu nedenden ötürü Türkiye’nin birçok şehrinde okuma fırsatı edindi. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü’nden mezun olan Neptün Soyer, 1988-1990 yıllarında İzmir Gümüldür’de bulunan bir otelde turizm işinde çalıştı. Turizme atılmasından 1 yıl sonra (1991) kendi şirketini kurarak Seferihisar’da tatil köyü kurdu. 2000-2017 yılları arasında matematik öğretmeni olarak köy ilkokullarında çalıştı.
Kadın girişimci olarak bir çok kadına ilham kaynağı oldu. Seferihisar Sığacık Kaleiçi’nde pazar günleri kadınların evlerinin önünde satış yaparak istihdam edildiği ‘‘Sığacık Pazarı’’ projesinde öncü rol oynadı. Seferihisar Belediyesi’yle ortak çalışarak 2010’da 7 ortakla kurduğu Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlendi.

Bu projeleri, 2013’te TÜSİAD ve Türkiye Bilişim Vakfı tarafından düzenlenen 11. E-Türkiye ödüllerinde birincilik ödülüne layık oldu.

Kadınların önünü açacak birçok projede imzası ve adı olan Neptün Soyer, ortaklarıyla birlikte ‘‘Gelecek Turizmde’’ projesiyle ‘Seferihisar’ın Geleneksel Mutfağı’ adıyla bir lokanta kurdular. Seferihisar’ın dezavantajlı bölgesinde bulunan lokanta, bölgede yaşayan kadınların istihdamı ve çocuklarının da eğitim noktası oldu. Bu çalışmaların dışında daha çok kadına ulaşmak ve yol göstermek için Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’yle Köy Koop’a ortak oldular.

‘Köylünün örgütlü gücü’ olarak 1971’den bu yana 104 kooperatif ortağıyla varlığını sürdüren Köy Koop İzmir Birliği’nin ilk kadın başkanı olarak 2016 yılında seçildi. Tunç Soyer ile evli olan Neptün Soyer’in Duygu ve Defne adında iki kızı var.