Seferihisar Emlak

Şunu hepimiz iyi biliyoruz ki Kılıçdaroğlu, partinin kuruluşu aşamasında altı okta ifadesini bulan ilkelerin CHP’yi iktidar yapmadığını görüyor ve CHP’yi yeni bir şablona oturtmaya çalışıyor.

Partinin ulusalcılardan temizlenmesi, sağ kökenli ılımlı siyasetçilerin CHP’ye davet edilerek milletvekili veya belediye başkan adayı yapılması, bu çabanın sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

Kürt meselesinde ordunun silahlı müdahalesine zaman zaman destek verilirken diyalog çağrısının daha çok öne çıkması, HDP ile iletişim yolunun seçilmesi,  neredeyse AK Parti’nin Barış Süreci’nde uyguladığı politikanın devamının CHP’de sürdürülmesi şeklinde kendisini gösteriyor.

Cumhuriyet’in kurucu iradesinin temellerini attığı karma ekonomik yapı, global hükümranların rüzgarı ile hareket eden liberal iktidarlar tarafından çökertilirken devlet kurumlarının özelleştirilmesine seyirci kalınması, CHP’lilerin devletçiliği de özelleştirmeyi de göğüslerini gere gere savunamamaları, politik şekilsizliği gözler önüne seriliyor.

Kısaca yeni CHP, Kılıçdaroğlu’nun kafasındaki şekillenmesini hala sürdürüyor.

SEFERİHİSAR MODELİ

İşte bu aşamada Tunç Soyer’in Seferihisar’da uyguladığı politika, Kılıçdaroğlu’nun dikkatini çekti. CHP’nin geleceği pekala Seferihisar modeli ile şekillenebilirdi.

Neydi bu modelin ayrıntıları

Soyer’in ilk adımı olan Cittaslow üyeliği, bir yerde tabandaki insanların vahşi kapitalizme olan tepkisine tercüman oluyor, sanki Fransa’daki sarı yelekliler diklenmesi, insanların fast food tarzı yaşama isyanı ile, yumuşak bir tarzda, yakmadan, yıkmadan Seferihisar’da gerçekleşiyorduYerel üretim belediye tarafından destekleniyor, endüstrinin katkılı, hormonlu, mısır şuruplu ürünlerine karşılık, Seferihisar ve köylerinde geleneksel ve doğal yöntemlerle yetiştirilen ürünler, kadınların el emeği olarak üretici pazarlarında satışa sunuluyor, market raflarındaki endüstriyel ürünlere olan tepki, İzmirlilerin ev yapımı tatlı, tuzlu almak için yığın yığın Sığacık’a akmasına yol açıyordu.

Yerli tohumun alım satımına getirilen yasak, miting, yürüyüş düzenlenmeden, ‘’Kahrolsun hibrit tohum” gibi keskin sloganlar atılmadan barışçı bir anlayışa düzenlenen Tohum Takas Şenliği ile deliniyor, kara kılçık buğdayına verilen destekle ata buğdayı unu, hibrit buğday ununun alternatifi oluyordu.

Seferihisar’da şekillenen Anadolu mozaiği, daha önce yerli-yabancı, doğulu-batılı yaklaşımı ile hasar alırken, Tunç Soyer döneminde Kültürler Buluşması adı altında geçekleştirilen etkinliklerde İzmirlilerin, Yozgatlıların, Bitlislilerin, Manisalıların, Diyarbakırlıların halk oyunları gösterileri birlikte izleniyor, birlikte alkışlanıyordu.

Bu sayede gençler arasında kavga dövüş, birbirine yan bakma olayları ortadan kalkmıştı.Cittaslow hareketine öncülük eden Seferihisar, AK Partili, HDP’li belediyelerin de bu oluşumda yer almasını sağlamış, bu alanda siyasetin zincirlerini kırmıştı. Seferihisar’ın kardeşleri arasında yer alan belediyelerde etnik yapıya bakılmıyordu.

Tunç Soyer’in yanı sıra halen Hıdırlık Tarımsal Kalkınma ve Köy Koop genel başkanlıklarını sürdüren Neptün Soyer de yerel kalkınmanın, ata tohumunun, mera hayvancılığının yılmaz savunucusuydu…Bütün bu adımlar KIlıçdaroğlu’nun kafasındaki CHP’nin Türkiye politikasına yön verebilirdi.

Bunu da Seferihisar’ın dışına, İzmir Büyükşehir Belediyesi gibi çok daha büyük bir kuruma taşımak gerekirdi…Bence Kemal Kılıçdaroğlu, bu anlayışla Tunç Soyer adında karar kıldı.

PARTİNİN GELECEĞİNE ETKİ YAPACAK

Tunç Soyer ve Neptün Soyer’in Seferihisar’daki adımları, CHP’nin yeniden şekillenmesine ve partinin 31 Mart seçiminde elde edeceği sonuca ne ölçüde etki eder bilemem…

Ama bildiğim şudur; Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi kendi anlayışı doğrultusunda şekillendirme süreci devam etmektedir…

Seferihisar’da son iki dönemde hayata geçirilen uygulamalar da bu sürecin belirlenmesine doğrudan etki yapmaktadır.