Seferihisar Emlak

İzmir genelinde faaliyet gösteren tarımsal kalkınma kooperatiflerinin çatı örgütü ve Köy-Koop’un kurucu ortağı olan Köy-Koop İzmir Birliği’nin faaliyetleriyle ilgili bilgi almak amacıyla birlik başkanı Neptün Soyer ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Seferihisar kamuoyunun, her zaman ne yaptığını bilen ve tarımsal kalkınmaya önem veren bir kişi olarak tanıdığı Neptün Soyer, eşi Tunç Soyer’in İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçilmesinin ardından, tarımsal kalkınma alanında önceki başkanlar döneminde atılan adımların daha da hızlandırıldığını ve geliştirildiğini açıkladı.

MERA HAYVANCILIĞI DESTEKLENİYOR

Röportajda iki konu fazlasıyla dikkatimi çekti.

Bunlardan birisi; Bergama’da mera hayvancılığı projesinin gerçekleşmiş olması, diğeri de süt paketlemede büyük firma tekelinin kırılma aşamasına gelinmesiydi.

Hangi teslimiyet anlayışı ile izin verildiğini hala anlamadığım GDO’lu soya ve mısır ithalatının serbest bırakılması kararından bu yana, her gün GDO’lu yemle beslenen ineklerin, koyunların sütünü içiyor, bunların sütünden yapılan yoğurdu, tereyağını, peyniri tüketiyoruz.

Dağ ve çalı hayvanı olarak bildiğimiz keçilere bile bu yemlerden verildiğini biliyoruz. Tamam, ünlü onkoloji uzmanı Prof. Yavuz Dizdar ve diğer GDO karşıtları, bu yemlerin doğrudan kanserojen olduğu yönünde bir iddiada bulunamayacaklarını söylüyorlar ama bir canlının veya tohumun genlerinin değiştirilmesinin çok da masumane olmayacağına dikkat çekiyorlar.

Lafı eveleyip gevelemenin anlamı yok…

Ben GDO’ya, hibrit tohuma ve GDO kökenli mısır şekerine kökten karşıyım. Para için tüm insani değerlerini yok eden emperyal güçlerin, ilaç ve yem kartellerinin; tohumların genlerini dünyayı yok edecek, insan sağlığında kalıcı hasarlar bıraktırabilecek düzeyde değiştirebileceklerine inanıyorum. Sonra da tetikçi ve besleme yayın organlarıyla bu ürünleri cilalı birer cevher gibi önümüze sürebilirler diye düşünüyorum.

Bu yüzden Köy Koop’un Bergama’da başlattığı mera hayvanları sütünü paketleme aşamasına gelmiş olması son derece önemlidir. Merada veya yaylada otlayan hayvanların sütünü veya süt ürünlerini rahatlıkla tüketebilir, beşikteki bebeden bastonlu dedelere, nineler kadar herkese güvenle sunabilirsiniz…

UHT TESİSİ KURULUYOR

İkinci konu adeta bir ipucu…

Üreticiden kuruşlu rakamlarla alınan sütün kutuya girince neden liralı rakamlarla satıldığını hep merak ederdim. Meğer paketleme bir hayli maliyetliymiş. Tarımsal kalkınma kooperatifleri, sütlerini kutu başına 1 lira 30 kuruş ile 1 lira 50 kuruş arasında değişen paralar ödeyerek ambalajlatabiliyormuş.

Neptün Hanım’dan öğrendiğimize göre bugüne kadar pek çok yeni projeyi hayata geçiren İzmir Büyükşehir Belediyesi, şimdi de kısa adı UHT olan süt ve süt ürünleri paketleme tesisi kurmak için çalışmalar yapıyormuş…

Bu proje hayata geçerse; mera sütü ve mera sütü ürünlerinin önü biraz daha açılacak, çok daha fazla eve tam sağlıklı süt girecek demektir.

İşte belediyecilik bu olmalıdır. Yoksa ‘kahrolsun’ edebiyatı ile emperyalizmin kahrolmadığını artık anladık. Son yıllarda çok geliştirilen milli savunma sistemleri ile silah tekellerinin sömürgesi olmaktan kurtulabildiğimiz gibi mera hayvancılığı ile de GDO’lu yeme mahkum olmaktan kurtulabilir, yerli sülüklerin halkın kanını emmesinin önüne bir nebze de olsa set çekebiliriz.

Sonuç olarak siyasetle işim olmaz ama Köy-Koop’un siyaset dışında sadece tarımsal üretime destek vermek amacıyla geliştirdiği bu projeleri ve tarımın Kuva-yı Milliyecilerini alkışlıyorum.

Son Güncelleme : 14 Temmuz 2020 11:06