Seferihisar Emlak

ASYA YAŞARİKİZ / YENİ HABER – Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, 2019 Yerel Seçimlerinde yüzde 51.54 oy oranı ile ilçenin ilk kadın belediye başkanı oldu. İttifak desteği olmadan Adalet ve Kalkınma Partisi’nden CHP’ye geçen Efes Selçuk, seçim sonuçlarıyla sürpriz yaşatmıştı.

“Geçmişi hisset geleceği keşfet” mottosuyla hareket eden Sengel, büyüdüğü kent olan Efes Selçuk’a tarihinden kültürüne gönül bağı ile bağlı. Kadim bir kültüre yuva olan Efes Selçuk’a artık Sengel’in yorumuyla güçlü Amazonlar, bereketli Artemis, freskleri süsleyen İlham Perileri ışık tutuyor.

GEÇMİŞTEN GELEN İLHAM

Efes Selçuk çok önemli bir kent. Geçmişte çok zengin bir kültüre, geleceğe öncülük eden bir mimariye, önemli bir ticaret ağına sahipti. Dünyanın 7 Harikasından olan Artemis Tapınağına Celsus Kütüphanesi’ne yuva oldu. Tüm bunlar size ilham veriyor mu?

Bizim “Geçmişi hisset geleceği keşfet” mottomuz var. Dolayısıyla zaten “Geçmişi hisset” dediğimiz andan itibaren buranın 8600 yıllık kesintisiz tarihinden ilham almamak mümkün değil. Hele ki bu kentin efsanelerinin haricinde bir gerçeği var; Amazonlar. Burası Amazonların kurduğu bir kent. Bir de Artemis var; o ki tek başına bereketin ve güçlü kadının temsilidir. Meryem Ana burada örneğin. Ya da Efes Yamaç Evleri’ndeki fresklerde gördüğümüz İlham Perileri. O yüzden geçmişten ilham almamak mümkün değil. Biz bunları motto haline getirdiğimiz için ilham veren kent marka adını aldık. Attığımız her adımda da “Eskiden ne yapılırdı?” diye düşünüyoruz. 8600 yıllık geçmiş dışında buranın yakın tarihi de bize ilham veriyor. Örneğin; Efes Antik Tiyatro’da Sting’ten Fazıl Say’a dünyaca ünlü sanatçıların konserleri oldu. Yaptığımız bütün işlerde sanatla donatılmış bu kentin neye ihtiyacı olduğunu düşünerek adım atıyoruz. Kesintisiz 11 kilometre olan uzun bir sahilimiz var. Ama hiç kimse Efes Selçuk’un bir sahil kasabası olduğunu bilmiyor. Mesela Seferihisar’ı Sığacık’tan dolayı herkes biliyor fakat Efes Selçuk’u ve Pamucak’ı kimse bilmiyor. Aslında Efes sahili bize ait. Biz bir sahil kasabasıyız. Tamamen kum olan tertemiz bir sahilimiz var. Bu yüzden bütün etkinliklerimizi oraya çekiyoruz ve bunun üzerinde duruyoruz. Kentin her köşesinden ilham alıyoruz. Zaten ilham alarak yaptığınız işleri seversiniz. Heralde bu kente bu kadar aşık olmamın nedeni de ilhamı çok yüksek bir kent olmasıdır.

EFES GERİ GELDİ

Seferihisar’dan gördüğümüz kadarıyla başkanlığınızdan itibaren kentin imajını değiştirdiniz. Öncelikle Efes Selçuk tanımını kullandınız. Tarım politikaları ile kenti öne çıkardınız ve kentin markalaşmasının önünü açtınız. Bunu nasıl başardınız?

Aslında sormuş olduğunuz birinci sorunun cevabıyla bunu başardık. Evet, Efes Selçuk demeye başladım ama 1990’lardan beri Selçuk Belediyesi’nin ambleminde zaten Efes Selçuk Belediyesi yazar. Antik tiyatronun ortasında da bir tane Artemis figürü vardır. Ben sadece logoyu okumaya başladım. Çünkü Efes bizden o kadar ayrı bir kentmiş gibi algılanıyordu ki Selçuk’ta değil sanki Kuşadası’nda gibi biliniyordu. Aslında biz Efes mevzusuyla birlikte İzmir’le, Selçuk’la bütünleşmesini sağladık. Evet, marka kent söylemiyle başladım ama sonra herkesin kullandığı bir tabir oldu. Marka kentten daha ziyade aslında etik kaidelere sahip bir kent yaratmaya çalışıyorum. Marka kent dememin sebebi aslında daha fazla bilinsin ama altında etik kaideleri olan bir kent olsun. Geçmişini bilen bir kent olsun. Burada yetişen bir çocuk, kentin değerlerine hakim olsun. Buranın çocuğu buradaki bütün bereketli toprakların, sahilin ne kadar kıymetli olduğunu bilsin. Buranın gençleri kentiyle ilgili hayal kurabilmeye başlasın. Ya da buranın kadınları çok daha fazla özgürce burada yürüsün ve hiçbir şekilde tedirginlik ve herhangi bir korku yaşamasın. Aslında etik kent mantığım buradan başlıyordu. Bunların hepsi zaten burayı markalaştıran, şöhretine şöhret katan Efes Antik Kentiyle bağlı. Efes dediğiniz kent, tarihinde 200 bin nüfusu barındıran, Efes Antik Kentinin çok daha ötesinde ve hatta Efes Selçuk’un şu anki sınırlarının dışına çıkan bir yapıya sahip. Yurt dışında Selçuk Belediye Başkanı demekle Efes Belediye Başkanı demek arasında çok farklı bir algı var. Markalaşma buysa evet ama ben daha çok kentin bütün cevherlerini bütünleştirerek etik bir söylem dile getirmeyi tercih ediyorum. Efes, Selçuk’a aittir; Selçuk da İzmir’e aittir. Ve Efes’teki değerler sadece antik kentten ibaret değildir. Su kemerlerinden, Meryem Anası’na, Çukuriçi Höyüğüne Artemis Tapınağına her şeyi içine dahil eder. O yüzden genel itibariyle bunun için çaba sarf ediyor muyum? Kesinlikle.

ÇEVRE MÜCADELESİ

Gökçealan toplantısında “Biz buranın güzelliklerinden feragat etmeyecek kadar net olanlarız.” dediniz. Efes Selçuk’ta ve özelinde bir sürü çevre sorunu var ve siz buna sahip çıkıp arkasında duruyorsunuz. Ama gerçekte çevre mücadelesi nasıl olmalı?

Çevreyle ilgili yapacak olduğumuz işler ya da sergileyebileceğimiz herhangi bir tavır “Ben öyle istiyorum” demekle olmaz. Ortada bilimsel gerçeklikler var, hukuk var. Bu yüzden çok da yoruma açık değil. Yapılacak iş kent için faydalıysa tabii ki de bunu süspanse ettirebiliriz ve bunu anlatabiliriz. Ama kent için faydalı olmadığını bildiğimiz, bile bile lades dediğimiz, bizden çok daha önemli bilgilere sahip çevre mühendislerinin fikirleri varsa, teknik elemanların ve kadroların bir fikirleri varsa bilimi önümüze koyarak hizmet edebiliriz. Ya da ne savunduğumuzu netleştirebiliriz. Çünkü, zevklere ve renklere kalmış bir durumdan bahsetmiyoruz. Bizim toprağımıza, sağlığımıza, hayvancılığa zarar verecekse tabii ki enerjiyi doğru yerde kullanmalıyız ve denetime tabii olmalı. Germencik örneğinden dolayı neyin nasıl olduğunu çok net biliyoruz. Gökçealan halkı çok bilinçlidir. Bir taş ocağı, bir maden ocağı şimdi de jeotermal derken halk artık tecrübe kazandı. Ben de geldiğimden beri sivil toplum örgütü başkanı gibi oldum. Bu çok normal, çünkü devamlı bir jeotermalle uğraştık bir RES’le GES’le uğraştık. Çok verimli topraklardayız; yeraltı, yerüstü ve aynı zamanda turizm noktasında inanılmaz önemli bir noktadayız. O yüzden birçok şeye dikkat etmemiz gerekiyor. Üretim ve tarım çok önemli bizim için. Buranın çok güzel doğal güzellikleri var. Geçenlerde söyledim; flamingolar da geldi buraya. Leyleklerimiz de var. Kuş gözleminin çok iyi yapıldığı sulak alanlarımız var. Aynı zamanda doğal alanlarımız var. Bunların hepsi koruma statülerine sahip. Bana emanet edilmiş bir koltuk var ve ben de gelecek nesillere emanet ettiğim koltuğu Efes Selçuk’a herhangi bir zarar gelmeden, istilaya ve talana maruz kalmadan teslim etmem lazım. Bakış açım budur. Halk da açıkçası kendiliğinden organize oluyor. Bizim yaptığımız tek şey halka kulak vermek ve doğru bilgileri söyleyip “Bakın bu şansınız var, bu şansınız var ama siz de tahlil edin.” diyoruz. Çok şanslıyım ki, biraz önce saydığım tüm değerlere sahip çıkan bir halk var burada.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’Nİ SAVUNACAĞIM”

Kadın mücadelesine hep destek verdiniz. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını nasıl yorumluyorsunuz?

İstanbul Sözleşmesi’nin içeriğinin birçok kişiye anlatılamadığını, anlatılanların da sözleşmenin dışında olduğunu ve başka bir şey gösterilmeye çalışıldığını düşünüyorum. Düşünsenize, İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülkeyiz. Şerefle imzaladığınız şeyin altına bakarsınız ve eğer kafanıza bir şey takılıyorsa bunu sorgularsınız. İstanbul Sözleşmesi evet toplumsal cinsiyet eşitliğini savunur. Tartışamayan, bununla ilgili yorum yapmaya korkan kitlelerden oluşuyoruz. Bir kişi diyor ki, “Vazgeçtim” ve vazgeçiliyor. Avrupa sözleşmelerini biliyorsunuz zaten. Gerekli davalar açılacaktır ve İstanbul Sözleşmesi geri gelecektir. Anayasanın 90. maddesi çok açık; uluslararası bir sözleşme söz konusu olduğu zaman bir sözleşmeden bu şekilde çıkmak pek mümkün değil. Ama biz İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamadığımız sürece yürürlükte olması da bir şey ifade etmiyor. Bu sözleşmeyi sonuna kadar savunacağım elbette. Çünkü toplumsal cinsiyet eşitliğine inanıyorum. Çünkü insanca yaşama hakkına inanıyorum. Nasıl hayvan haklarını, doğayı savunuyorsam insan için de İstanbul Sözleşmesi’ni savunurum.

Efes Selçuk için birçok proje ürettiniz. Bunlardan en çok hangisi içinize sindi ve “Bu oldu” dediniz?

Efes Tarlası Yaşam Köyü, başından sonuna kadar çok heveslenerek yaptığım bir işti. Çünkü Cumhuriyet tarihindeki Köy Enstitülerinden ilham alınarak yapılan bir mantalitesi vardı. Hala o şekilde devam ettiriyoruz. Köy Enstitüleri zaten yaşamın içerisine eğitimi dahil eden bir sistem. Köy Enstitüleri, kırsaldan kente göçe gerek bırakmayan, birçok sorunun önüne geçebilecek gerçek bir eğitim öngörüsüydü. Bu yüzden Efes Tarlası Yaşam Köyü beni hep heyecanlandırdı. Oraya gidince çocuklar gibi şen oluyorum. Çocukları, gençleri işin içine dahil etmek çok güzel. Tecrübelilerin tecrübelerinden yararlanmak ise bambaşka bir şey. Ayrıca üretici kadınların ekonomik döngüye dahil olması çok önemli benim için.

Pandemi öncesinde Efes Selçuk’ta çok güzel festivallerimiz vardı. Osmanca Üzümü Festivali, Nar Şenliği.. Efest sayesinde 40 bin genç Efes Selçuk’a geldi ve Pamucak’ta kamp yaptılar. Esnaf kazandı, manav kazandı, kasap kazandı; herkes kazandı. Pandemi öncesine geri dönmek için büyük bir çaba sarf ediyoruz. Efeslim Kart da hem öğrencinin hem de esnafın kazandığı bir çalışma. Hem esnaf destekleniyor hem öğrenciye sahip çıkılıyor. Tarım Müzesi de benim için çok önemlidir. Orada sergilenen eserleri müzayededen ya da kişilerden satın almadık. Her şeyi halk getirdi ve kim getirdiyse ismini de belirttik. Geçmişi Hisset Geleceği Keşfet mottomuzdan ayrılmıyoruz.

Efes Selçuk’tan sonra kariyer hedefiniz nedir?

Ben İzmir’in Efes Selçuk ilçesinin ilk kadın belediye başkanıyım. İzmir’in Efes Selçuk ilçesine aşığım ve buradan gitmeye de niyetim yok.