Seferihisar Emlak

Ankara’dan gelip Seferihisar’a yerleşeli ve köşe yazmaya başlayalı 10 yıl oldu. Bu sürede Tunç Soyer’in iki dönemlik başkanlığına tanık olurken çevreyi de yeterince tanıdım, insanları gözlemledim. Takdir ettiklerim de oldu davranışlarını beğenmediklerim de!..

Her fırsatta birlikte olan 4’lü arkadaş grubunun dostluk bağlarına ise hayran oldum. Özellikle ayda yılda bir buluştukları içki masalarında ne konuştuklarını dinlemek için saksılar arasından, duvar arkasından konuşmalarına kulak kabarttığım günler oldu. Sohbetleri cıvık değildi. Dedikodu yapmazlar, belden aşağı konulara girmezlerdi.

Sohbetleri memleket meseleleri üzerine olurdu.

Bazen içlerinden ikisi, sohbetlerinde birbirine iltifat eder, “Bak hangimiz vefat ederse, ertesi günü sağ kalan da ölenin yanına gelecek” diye diğerinden söz alırdı. Karenin üçüncü ayağı ile İzmir’den gelen dördüncü ayağına da ‘’Bak şahitsiniz, ona göre’’ derlerdi.

Dört arkadaşın hiçbir menfaate dayanmayan arkadaşlıklarının 35 yıl öncesine dayandığını öğrendim. Ben son 10 yılın tanığıydım. Geçen yıl baktım, karede yer alanlar Sığacık’ta da çarşıda da eskisi gibi buluşmuyor. Bazılarını arada görebiliyordum.

Sonunda olayı öğrendim. Diğer arkadaşlarının ‘Patron’ diye seslendikleri orta boylu olanı, geçtiğimiz yıl, ucu ve ne olduğu belli olmayan bir hastalığa kapılmış. O hastane bu hastane derken tam 7 ayı hastane odalarında geçmiş. İzmir ve Seferihisar’da ismi okunarak ‘Acil kan aranıyor’ anonsları yapıldığında, sevenleri, ‘’Durumu kritik. Her an öldü haberini alabiliriz’ diyorlarmış. Diğer üç arkadaşı da onu hiç yalnız bırakmıyor ve gecede gündüzde herhangi bir isteğinin olup olmadığını soruyorlarmış.

Üç ay kadar önce ‘Patron’un evine geldiğini öğrenince ben de bir şekilde ziyaretçilerin arasına karıştım, içeri girdim. Vay canına!.. O 80-90 kiloluk patron iyice zayıflamış, 45-50 kiloya kadar düşmüştü. Neyse ki ailesinin, dostlarının, yakınlarının desteğiyle kısa sürede kendisini toparladı, iki ayda 75 kiloya ulaştı.

‘’Tam iyileşti, ayağa kalktı, 4 arkadaş yine bir araya gelecek, eski günlerdeki gibi hoş sohbet edecek, ben de konuşmalarına kulak vereceğim’’ derken, hani, ‘Kim ölürse diğeri de ertesi günü onun yanına gidecekti’ ya… O arkadaşları ağır bir ameliyat için hastaneye yatırıldı.   Ondan gelen iyi haberler diğerlerini sevindirdi ama bu kez de geçtiğimiz yıl 7 ay hastanelerde kalan ‘Patron’ kalp krizi geçirdi, açık kalp ameliyatı oldu. İyileşip yeniden evine döndü ama bir iki gün içerisinde yine kasıktan anjiyo olmak için hastaneye yatacak.

ikisi sağlam, ikisi yenileniyor.

Bölgede uzun dostluklarıyla dillere destan olan dört arkadaş tekrar bir araya gelebilecekler mi? Sanırım gelebilecekler, çünkü iki arkadaş kendilerini yenilerken İzmir’den gelen dördüncü arkadaşlarının (Aman nazar değmesin) sağlığı yerinde imiş. Üçüncü arkadaşlarının da sağlığı yerinde. Çünkü düne kadar bir ayağı hastanede olan iki arkadaş sağlıklarına önem vermiyorlardı ama diğer ikisi bu pandemi günlerinde neredeyse kapı dışına çıkmayacak kadar sağlıklarına önem veriyor.

Sevgili okurlarım, şimdi ‘‘Durup dururken Köstebek bu yazıyı neden yazdı’’ diyeceğinizi duyar gibiyim. Yazma nedenim, bir masa etrafında toplanıp da birbirlerinden ayrıldıklarında dedikodu yapan çok insan gördüm, tanıdım. Bu dört arkadaşın arasında ise hiçbir zaman bireysel menfaate dayalı cümleler duymadım. Onları örnek arkadaşlar ilan ediyorum…