Seferihisar Emlak

70’li yıllarda Siirt’ten İstanbul’a göç eden Uçak kardeşler, semt pazarlarında meyve sebze satış ile başladıkları iş hayatında büyük bir marka haline gelmeyi başardı.

Ege Yaş, Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (EYMSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, yaş meyve ve sebze sektöründe 46 yıl önce kurdukları ‘Uçak Kardeşler’ markasının nasıl bugünlere geldiğini ilk kez Yeni Asır’a anlattı. Siirt’in Tillo ilçesinden İstanbul’a, oradan da İzmir’e uzanan başarı hikayesini paylaşan Uçak, çocukluktan bu yana kurduğu bütün hayallerinin hepsini gerçekleştirdiğini söyledi. Ticarete 1974’te sebze, meyve ile başlayarak ‘Uçak Kardeşler’ markasının temellerini atan üç kardeşten Hayrettin Uçak, 1963’te Siirt’in Tillo ilçesinde dünyaya geldi. Ailesinin 11 çocuğundan biri olan Hayrettin Uçak, yoksulluğun yoğun olduğu 70’li yıllarda Sait ve Vahit isimli ağabeyleri ile birlikte İstanbul’a göç etti.

“SİZ BURAYA GELİN”
‘Daha iyi bir hayat’ diyerek yola çıkan Sait, Vahit ve Hayrettin Uçak, İstanbul’un yolunu tuttu ancak önlerinde zorlu engeller ve aşılacak dik yokuşlar vardı. ‘İstanbul’a giden genç, bir daha döner mi memlekete?’ diyerek sözlerine başlayan Uçak, o günleri şöyle anlattı: “3 kardeş ilk gittiğimizde pazarlara çıkıyorduk. Sağ olsun babam da bizi kırmadı ve elinde avucunda ne varsa satıp bize gönderdi. İşlerimizi yoluna koyunca da ‘Anne baba siz de İstanbul’a gelin, hep birlikte olalım’ dedik.” Ailece yaşayacakları mütevazı bir kiralık ev ararken, bir gün İstanbul’a gelen rahmetli babasının ‘Oğlum kira olacak iş değil’ dediğini anlatan Uçak, “O dönem taksitle 5.5 milyon liraya 5 katlı apartman satın aldık. Her ay 100 lira taksit ödememiz gerekiyordu. Bir yandan kiradan kurtulduk diye sevinçten havalara uçuyorduk, ama bir yandan da ‘Nasıl ödeyeceğiz’ diye uykularımız kaçıyordu. Parayı denkleştirmek için 3 kardeş gece gündüz çalıştık” dedi.

Toptancılığa başladıktan sonra sürekli şehir dışına çıktığını belirten Hayrettin Uçak, “O dönem Ege’den çekirdeksiz mandalina geliyordu. Otobüse bindim. Muavine beni ‘Ortaklar’a gelince uyandır’ dedim. Gözümü açtığımda İzmir otogarındayım. Basmane’de bir otele gittim. Ertesi sabah Kuşadası’na gidecekken el arabası ile mandalina satan birini gördüm. ‘Hemşerim bu mandalina nerede yetişiyor?’ dedim. Beni İzmir Hali’ndeki Ahmet Elçi’ye yönlendirdi. Elçi beni Sığacık’a kadar götürdü. Öylelikle Seferihisar’a alıştık” ifadelerini kullandı.

“FABRİKASIZ OLMAYACAK”
Bir yıl sonra tüccar yerine üreticiden mal almaya başladığını aktaran Uçak, “Ürünlerimizi tarladan tozuyla toprağıyla alıyorduk ama rakip firmalar ürünlerini makyajlayıp satıyordu. 1988’de ‘Bu iş fabrikasız olmayacak’ dedik ve Seferihisar’da benzin istasyonu ve paketleme tesisimizin bulunduğu araziyi aldık” diye konuştu. İhracata 1992’de başladıklarını ifade eden Uçak, “Bir baktık, Ege ihracatçıları arasında birinci seçilmişiz, Rüya gibi geliyor ama gerçekten ciddi emek sarf ettik” dedi.

“Ailece boş durmayı sevmiyoruz!”
Geriye dönüp baktığında kurduğu bütün hayallerini gerçekleştirdiğini ve Allah’a bunun hiç hep şükrettiğini ifade eden Uçak, “Seferihisar’da denizin dibinde çalışıyorum ama yazın gidip ayağımı sokacak fırsatım olmuyor. İnsanlar ‘İşkolik misin?’ diyor ama biz masa başında değil, çalışarak motive oluyoruz. Biz gerçekten ailece boş durmayı sevmiyoruz” dedi.

“20 günde aday olma kararı aldım”
2014-2018 yıllarında İstanbul İhracatçılar Birliği Yaş Sebze Meyve Birliği Başkanı Latif Ünal ile yönetimde görev aldığını anlatan Uçak, “O dönem malum Rusya ile uçak krizi yaşadık. TIR’ların bir kısmı yolda, konteynerlerin bir kısmı da gümrükte ve denizde kaldı. O dönem Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın talimatı ile ürünlerimizi komşu ülkelere ve iç piyasaya gönderdik. Ne yazık ki bu süreçte Ege İhracatçı Birliği’nden bir Allah’ın kulu yoktu. Böyle bir mağduriyet ortaya çıkınca sektör temsilcilerine faydalı olabilmek için 20 günde aday olma kararı aldım” diye konuştu. (Yeniasır)