Bir önceki sayımızda mandalina konusunda şöyle bir saptama yapmıştım:"Geçtiğimiz hasat döneminde tüccar kilo başına 70 kuruş ile 1 lira arası fiyat verirken bizim Birlik, üyelerine 25-40 kuruş fiyat verdi…Üstelikte tüccardan tam 4 ay sonra ödeme yapması da cabası…”Ve bir de eleştirildikleri için kızıyorlar diye belirtmiştim yazımda… Bir de sorular yöneltmiş, cevabı ne olursa olsun aynen yayınlayacağımı söylemiştim. Soruları hatırlatalım:1-Başkan yardımcısının 2015 yılında kurduğu şirket yurt içi ve yurt dışına ne kadar mandalina gönderdi?2- Ali Bey’in şirketi Birlikte mandalinaları kaça işledi? Faturalar kamuoyuna sunulabilir mi?3-Birlik yurt içi ve yurt dışına kendi adına ne kadar mandalina satışı yaptı?4-Birlik yöneticileri "Takoz mandalinaya ücret ödemiyoruz” diyor. Peki, takoz mandalinaları hangi meyve fabrikasına verdiler? Yoksa çöpe mi attılar? Çöpe atmak işi masal olur… Üreticiden bedava alınan mandalinalar ne oldu? Meyve suyu fabrikalarına verildiyse üreticinin üzerinden kaç para kazanıldı? Bu para haksız kazanç değil mi? Adil mi?5-Tüccar üreticiye en son Şubat ayında ödemeleri tamamlarken birlik niçin Haziran ve Temmuz aylarına kadar üreticinin parasını hesabında tutuyor? Bu paralar işletiliyor mu yoksa? Eğer işletiliyorsa birlik ne kazanıyor? İşletilmiyorsa neden insanlara parası ödenmiyor?6-İlk kurulduğu yıllarda birliğin üye sayısı 100’ün üzerinde iken ve bu sayının yıldan yıla katlanması beklenirken niçin istifalar oldu da bu sayı 100’zün çok altlarına düştü? Özetle üretici bu birlikten niçin memnun olmadı?7-Birlik yöneticilerinin bazı mekânlarda, "Birliğin üye sayısı azalsın en iyisi bu birliği aramızda şirket kurarak şirket haline döndürelim! Bu böyle yürümüyor! Dedikleri doğru mu?Yedi madde halinde sorduğum sorulara bırakın üç cümlelik yazılı açıklama yapmalarını, bir telefon açıp "Mustafa bey yazdıklarınızın tamamı yanlış diyemediler.O halde ben de konuyu başta mandalina birliğine üye üreticilere, en önemlisi de birliği kurup bu isimlere emanet eden Belediye Başkanı Tunç Soyer ve ekibine havale ediyorum.YAVAŞ ŞEHİR MARKASI Seferihisar’ın önde gelen peynir ve süt ürünleri imalatçısı ZG (ZG markası ismi babaları Zübeyir Gülpınar’dan geliyor) hedeflerini büyüttü…Son olarak keçi sütünü piyasaya süren firma büyük alış veriş mağazaları aracılığıyla tüketicilere ulaşıyor.Yeni çıkan gıda yasaları artık "Geleneksel ürün” yazma hakkını yeni firmalara vermiyor ama, ZG markası geleneksel ürün ibaresini faaliyet süresinin uzunluğu bakımından taşımaya hak sahibi…ZG Ürünlerini incelerken her süt ürünü ambalajının üzerinde "Seferihisar Yavaş şehir” yazısı ilgimi çekti. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Tayyar Gülpınar’a bunun nedenini sormadan edemedim. Aldığım cevap beni hem duygulandırdı, hem de sevindirdi…Cafer Bey "Abi bizim markamız, artık Türkiye’nin her bir köşesinde büyük marketlerde satılıyor. Çok da rağbet görüyor. Biz de istedik ki, Türkiye’nin her köşesinde aldıkları bu ürünün nerede yapıldığını bilsinler. Bu nedenle hem Seferihisar’ın reklamı olsun istedik, hem ilçemizin adını ambalajımıza koymanın onurunu taşıyalım.”İşte yerelcilik diye ben buna derim. Birlikteki olumsuzlukların yanısıra bu ilçede çok güzel şeyler de olmuyor değil…Bu nedenle bu örneği sizlerle paylaşmak istedim.BAY MÜHENDİS BU ŞEHRİ BU HALE GETİREN SİZ DEĞİL MİSİNİZ?Bay mühendis, geçmişte uzun yıllar bu şehrin imar planlarına yön veren, dahası bu şehri on yıllar sonraya hazırlama aşamasında her planlamada imzası olan bir zat-ı muhteremsiniz!Biz bu ilçede "Biz yıkmaya değil yapmaya geliyoruz” sloganıyla yola çıkıp, işbaşına geldikten sonra güzelim planları yok ederek, at arabalarının bile geçemeyeceği yollarla şehrin geleceğini çizdiğini zanneden adamları gördük. Bu berbat planlarda siz muhteremin de imzaları var!Aradan 25 yıl geçtikten sonra, partinin yönetim kadrosu siz muhteremi "şehrin bilim insanı” sıfatı ile seçtirip bir makama oturttu…Bu şahsınız için bir nimet elbette… Ama bizim Seferihisar ahalisi farkında değil ki, bu gün "Yollar daracık, binalar arasında boğuluyoruz” gibi eleştirilerin ana nedeni 25 yıl önce attığınız imzaların eseri. Yani "Yıkmaya değil, yapmaya geliyoruz” sloganınız doğru çıktı ama ilçe Planların içine ettiniz…Konunun farkında veya bilincinde olmayan ahali Tunç Soyer’e atıfta bulunarak, " Güzelim mandalina bahçeleri, zeytinlikler kaldırılarak ev yapılıyor! Yetmedi, sokaklar daracık daracık kaldı” diye eleştirirken bence mutlaka kulaklarınız çın çın çınlıyordur!Şimdi ise "O bina yapılırsa yollar dalacak” filan sebepleriyle vatandaşa binbir zorluk çıkarttığınız kulağımıza geliyor. Doğrusu çok duygulanıyorum. Aklınız başınıça 25 yıl sonra geldiğine göre, artık mantıklı davranıp, vatandaşa sıkıntı yaratmaktan vaz geçmelisiniz diye düşünüyorum!Ne de olsa burası küçük yer mühendis. Planların darmadağın edilmesinde dahliniz var ya… Kulaktan kulağa yayılıyor ya… Bir de vatandaşa zorluklar çıkartırsanız, yarın bu ilçede size kimse selam bile vermez! Vallahi benden söylemesi… Dinlersin ya da es geçersin… Sen bilin!