05 Nisan 2025, Cumartesi Yeni Haber
Haber Girişi : 4.04.2025

Küreselleşmenin sonu mu? Trump tarifeleri ve etkileri

Trump'ın Çarşamba günü, 5 Nisan'dan itibaren ABD'ye yapılan neredeyse tüm ithalatlardan yüzde 10 oranında bir vergi ve 9 Nisan'dan itibaren onlarca ülkeye yüzde 50'ye varan "karşılıklı" tarifeler uygulanacağını duyurmasının ardından küresel piyasalard adeta bir tsunami yaşınıyor.

Trump'ın Çarşamba günü, 5 Nisan'dan itibaren ABD'ye yapılan neredeyse tüm ithalatlardan yüzde 10 oranında bir vergi ve 9 Nisan'dan itibaren onlarca ülkeye yüzde 50'ye varan "karşılıklı" tarifeler uygulanacağını duyurmasının ardından küresel piyasalard adeta bir tsunami yaşınıyor. Gerek ABD gerekse Asya ve Avrupa'da borsa endeksleri pandemi başından bu yana görülen en yüksek düşüş oranlarına ulaşmış durumda.

Ayrıca, Çin'e yönelik tarifelerdeki artış daha da dikkat çekici. Çin'in ihracatına uygulanan vergiler, ABD başkanı tarafından daha önce uygulanan vergilere, yüzde 34'lük tarifeler ekledikten sonra yüzde 60'ın üzerine de çıkabilir. 

Gümrük tarifeleri, tarih boyunca çeşitli nedenlerle ülkelerin ithalata ve/veya ihracata uygulanan vergilerdir. Erken dönemlerde başlıca amaç devlete veya krallara gelir kalemi yaratmak olmuş ve hem ithalata hem de ihracata uygulanmıştır. Sanayileşmenin başlamasıyla birlikte ise özellikle geçmsanayileşen ülkelerin kendi milli endüstrilerinin güçlendirmek için daha çok korumacılık amacıyla uygulana gelmiştir. 20. yüzyılın sonlarına kadar ise temel amaç ödemeler dengesi açıklarını minimize ederek, döviz darboğazından kurtulmak olmuştur.

Ancak özellikle küreselleşmenin ivme kazandığı 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren dış ticarette serbestleşme dalgası başlamış, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) gibi uluslararası kurumlar, gelişigüzel gümrük tarifeleri veya tarife dışı ticaret engellerini kaldırmaya yönelik olarak geniş yetkilerle donatılmışlardır. Bu süreç Trump'ın bu haftaki tarifeleri artırma kararına kadar geri dönülemez bir süreç olarak değerlendirildiğinden, Trump'ın bu kararı tüm dünyada geniş yankı bulmuştur.

Trump'ın bu konuda amaçladığı temel hedef ise tabi ki Amerikan ekonomisini güçlendirmektir. Seçim sloganı 'America First', özellikle küresel olaylarda Amerikan çıkarlarının önceliğini ifade etmektedir. Trump bu yolla, küresel ticaret ilişkilerinde özellikle Avrupa'daki 'müttefiklerine' ve Asya'daki 'rakiplerine' Amerika'nın verdiği ticari tavizleri geri çevirmeyi istemektedir. Ancak buradaki amaçlar bunun da ötesine geçmektedir. Ekonomik alanda ABD'nin rakipleri olan Avrupa Birliği ve Çin ekonomişeri büyük ölçüde ihracat sayesinde büyümektedir ve en önemli piyasaları da ABD'dir. Tarifeler yoluyla Trump, bu ülkelerin bu avantajlarını tersine çevirmeyi hedeflemektedir. Zira ABD'nin gerek Avrupa Birliği'ne gerekse Çin'e karşı dış ticaret açığı oldukça yüksektir.

Burada asıl üzerinde düşünülmesi gereken husus bu yeni tarifelerin ABD ekonomisinde ve diğer küresel ekonomilerde yaratacağı etkiler olmalıdır. Daha önceki yazılarımızda demir ve çelik endüstrilerine getirilen tarifelerin genel anlamda etkilerinden bahsetmiştik. İlgili okuyucular o yazımızdaki hususların genel duruma da uygun olduğunu göreceklerdir. Bu tarifeler her şeyden önce ticareti kısıtlayıcınetkilere sahiptir. Gerek Avrupa gerekse Çin, bu tarifelere karşılık vereceklerini duyurmuşlardır. O halde bu şekil bir tarife/ticaret savaşları, küresel ekonominin büyümesi önünde büyük bir unsur olarak görülebilir. Bu durum ABD için de geçerlidir. Borsalardaki büyük düşüşlerin arkasındaki temel endişe de budur. Ayrıca tarifeler yurt içi fiyatları da etkileyecek ve enflasyonist bir etki ortaya çıkaracaktır. Bu durum da özellikle finansal piyasaları baskı altına alabilir.

Ayrıca bu denli entegre olmuş küresel iktisadi ilişkilerinde bu tarifelerin rasyonalitesi de oldukça şüphelidir. Trump, yüksek tarifelerle üretimi de Amerika'ya çekmek istemektedir. Ancak üretim süreçleri tamamen global hale gelmiş olduğundan, bu da çok mantıklı bir düşünce değildir. Örneğin, Otomobil üreticisi Stellantis, Trump'ın yabancı araba ithalatına uyguladığı yüzde 25'lik ayrı tarifeler nedeniyle zor durumda kalan Kanada ve Meksika'daki üretimin geçici olarak durdurulması nedeniyle, ABD'deki beş tesisinde 900 işçiyi ücretsiz izne çıkaracağını açıklamıştır. Küresel üretim süreçlerini bu noktadan sonra tersine çevirmenin maliyeti çok ağır olacaktır ve bu durumdan en zararlı çıkan ülkenin de ABD olması kuvvetle muhtemeldir.

Yorum