31 Ağustos 2025, Pazar Yeni Haber
Haber Girişi : 31.08.2025

"Tek başına değil, ama hep beraber”

Bugün 1 Eylül. Dünya Barış Günü…

Nazım Hikmet,eşi Münevver Hanım’dan aldığı mektubu dizelere döker.
Münevver, mektubun bir yerinde,bu yazıya konu olan kişiden söz eder:

“Bir kara haber de verdi bu akşam radyo;
İren Jolio Küri ölmüş.
…Bu ölüm bana çok dokundu.
İren Jolio Küri için
ağladım bu akşam.
Ne tuhaf,
İren deselerdi,İren
öldüğün zaman
deselerdi,
İstanbul’lu bir kadın
hem de hiç tanımadığın,
ağlayacak arkandan,deselerdi
şaşardı.
Kocası geldi aklıma,
bir mektup yazsam,
başsağlığı dilesem
diye düşündüm.
Adresini bilmiyorum ama
Paris,Frederik Jolio Küri desem
gidermiydi?..”

Frederic Joliot Curie.

Eşi İrene,eşinin annesi Marie ve babası Pierre Curie gibi Nobel ödülü almış bir bilim insanı…

Fransız Komünist Partisi üyesi.
Bir anti-faşist, bir yurtsever…

II.Dünya Savaşı’nda Nazi Almanya’sı,Fransa’yı işgal edince; Fransa Ulusal Direniş Cephesi’ne katılır,
yöneticiliğini yürütür.
Faşist işgale karşı direnişte aktif rol oynar.
Laboratuvarını,direniş için silah üreten bir atölyeye dönüştürür…

Savaş sonrası,direnişteki mücadelesi,Legion d’honneur madalyası ile ödüllendirilir…

Fransa Bilimler Akademisi ve Tıp Akademisi üyesidir.
Fransa Atom Enerjisi Yüksek Komiserliği’ni yürütür.
Fransa Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezi başkanlığını yapar…

Ama onun asıl mücadele alanı
“Barış”tır.

1949’da, Dünya Barış Konseyi’nin kurucusu ve ilk başkanı olur…

Konsey’in, 1950 yılında verdiği ilk “Barış” ödülünü alanlardan biri de, büyük şairimiz Nazım Hikmet’tir…

Nazım,hapisten yeni çıkmıştır.
Ne acı ki,kendisine pasaport verilmediği için ödülünü almaya gidemez…

Münevver’in, eşi İrene için başsağlığı mektubu yazıp yazmadığını, yazdıysa bu mektubun Frederic’in eline ulaşıp ulaşmadığını bilemiyoruz…

 Frederic Joliot Curie, Dünya Barış Konseyi Başkanı olarak,1950 Dünya Barış Ödülü’nün Nazım  Hikmet’e verilmesinin gerekçesini şöyle açıklar:

“Dünya Barış Konseyi,halklar arasında “Barış” davasına, Nazım Hikmet tarafından yapılan eşi bulunmaz katkıyı,genel olarak yaptığı etkileri göz önüne alarak, 1950 Uluslararası Barış Ödülü’nü Nazım Hikmet’e vermeyi kararlaştırmıştır…”

Nazım Hikmet adına ödülü alan Şili’li büyük şair Pablo Neruda’da, kürsüden şunları söyler:

“Nazım’ın hapisten yükselen sesi,dünyanın sesi oldu.
Barış için savaşın bu önemli günlerinde,şiirlerimin onun şiirleriyle yan yana olmasından gurur duyuyorum…”

(Dünya Barış Konseyi’nin, 1986 yılında Kopenhag’da yapılan genel kuruluna,
Avustralya ve Türkiye delegasyonu içinde katılmış olmaktan onur duyuyorum.)

“Barış” savaşımı pasif bir uğraş değildir.
Anti-emperyalist,anti-faşist demokrasi ve özgürlük mücadelesiyle de;
sınıflı toplumun yarattığı eşitsizliklere karşı verilen kavgayla da, sömürgeciliğe karşı yürütülen bağımsızlık savaşımıyla da bir bütünlük oluşturur.

Bu yüzden de baskıcı,
otoriter,anti-demokratik yönetimler, bu kurumlara ve bu mücadeleyi yürütenlere karşı şidddete ve zulme baş vururlar…

1950 yılında,Türkiye’nin Kore’ye asker göndermesine karşı çıktığı için, ilk “Barış” örgütümüz olan “Türk Barışseverler Cemiyeti”nin ömrü bir ay sürebildi…
Başkanı saygın akademisyen Behice Boran ve arkadaşları zindanlara tıkıldılar…
(Behice Boran,çocuğunu hapiste doğurmak zorunda kaldı.)

1977’de kurulan (İzmir Şubesi kurucularından olmaktan onur duyduğum) Türkiye Barış Derneği’nin de ömrü üç yıl sürebildi.
12 Eylül 1980 faşist darbesi, derneğin çalışmalarına son verir; kurucu başkanı değerli büyükelçi Mahmut Dikerdem ve arkadaşları zindana tıkılırlar…

Nazım Hikmet,Behice Boran ve Mahmut Dikerdem’imizin şahsında bu mücadeleyi yürütenleri selamlıyor, saygı ve sevgiyle anıyorum…

1 Eylül Dünya Barış Günü’müzü kutluyorum…

Yorum