Seferihisar Emlak

Bu bölgede ‘Köstebek’ olarak 40 yıldır gazetecilik yaptığım için nerede ne olduğunu ilk ağızdan öğrenirim. Kimi bilgilere kendi kulaklarımla kendi gözlerimle ulaşır, kimi zaman da eşten, dosttan duyduklarım yeterli olur.

Bunca yıllık tecrübem gösterdi ki dedikoduların temelini aşk-meşk konuları oluşturuyor. Hele hele dedikodulara adı karışan kişi, bir siyasetçi veya bir iş adamı ise ilginin dozu daha da artıyor.

Ben aşk-meşk işlerine pek karışmam… ‘Herkesin özel hayatı kendisine aittir’ der, geçerim. Ama konunun toplumu ilgilendiren bir yönü var ise sağır sultan da olmam yani…

DEDİKODU GÜZELBAHÇE’DE PATLADI

Seferihisar’da herkesin tanıdığı, bazılarının sevdiği, bazılarının kıskandığı bir iş adamımız var… Bir hayli de başarılı. Seferihisar’a çok sayıda yeni konut, yeni hemşeri kazandırdı.

Kendisiyle gururlanırken önceki akşam Güzelbahçe’de patlayan bomba haber bir köstebek olarak beni bir hayli endişelendirdi.

Güzelbahçe’nin ünlü et lokantalarından birinde 4 aile bir araya geldi…

Bunlardan ikisi Seferihisar’da daire alacak…

Müteahhit ile görüşmüşler..

İnşaatlar henüz yarım ve bittiğinde teslim edilecek.

Üçüncü, dördüncü ailenin erkekleri ise halk arasında ‘manacı’ olarak bilinen gayri resmi komisyoncular…

Yani müteahhitlerden 3 – 5 bin lira yolunu bulmazsa, en azından kendisini bir yemeğe satmazsa, anında çevresine zehir kusan bir yaratığa dönüşen ve söz konusu gayrimenkul veya satıcısını ‘tu kaka’ yapan canavarlardan…

Güzelbahçe’deki masada da bu olayın örneği yaşandı.

Seferihisar’da daire almak isteyenler önlerindeki ızgaralardan bir iki lokma aldıktan sonra akraba gillerden yani ‘manacılara’ konuyu açtılar.

Manacılar bellerinden silah çeker gibi hızla telefonlarını çıkardılar ve müteahhidin durumunu araştırmaya başladılar… Öyle isimleri arıyor, öyle bilgiler alıyorlardı ki masadakilerin duyduklarından etkilenmemeleri mümkün değildi.

Karşı taraftan gelen her açıklama sanki birbiriyle aynıydı: “Abi şu anda tamam ama kendisi de etrafı da yoldan çıkmış vaziyette. Her akşam bir başka pavyonda hovardalık yapıyorlar… Şu günlerde işçilerin parasını dahi ödeyemiyorlarmış….’”

Haydaaaa!…

İyi de ben bölgede o kadar çok masa altında o kadar çok saksı arkasında gizlendiğim halde bunları daha önce niye duymadım?

Bu cümleler şimdi nereden çıkıyor! Niçin bu iddialar konuşuluyor?

Boyum yetse masanın üzerine çıkıp konunun hiç de öyle olmadığını anlatmaya çalışacağım ama benim etim ne budum ne…

Ayak altında ezilmemek için çırpınıyorum…

Ben bir konuşabilsem belki de ‘manacıların’ yedikleri boğazlarında kalacak.

Ama onlara erişemedim. Sonuçta Seferihisar’dan daire alacak iki aile de bu fikirlerinden vazgeçti.

Sözü edilen firmanın sahibi de çevresinde burnu büyük, artistvari bir iş adamı olarak göründüğü için kendisini yeterince anlatamamış. ‘Adam zaten işini yapıyor, kendisini niye anlatsın’ diyebilirsiniz ama şu bir gerçek ki bu toplum, kendini beğenmiş simalardan pek hoşlanmaz. Her zaman halk adamı görüntüsü veren insanlardan hoşlanır.

Bölge küçük bir alan…

Üst sokakta öksürseniz alt sokaktan duyulur. Siyasetçilerimizin ve iş adamlarımızın özel yaşamlarında çok dikkatli olmaları, özellikle de ekonominin sağlıklı olmadığı şu yıllarda çok daha dikkatli davranmaları gerekir.

Halkın diline düştüğünüz anda sakız olup bitersiniz. Sonunda da devrilen ağaç ne kadar büyük olursa sesi de o kadar gür çıkar.

Bir köstebek olarak nasihatimdir. Özel yaşamınızda da dikkatli olun… Unutmayın, insanın geçmişi peşini asla bırakmaz….