Seferihisar Emlak

Sevgili okurlarım, dostlarım;

Bu yazımda sizlere İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tam da Aziz Nesin hikayelerini çağrıştıracak bir icraatını anlatacağım.

Seferihisar Belediyesi, hayvan barınağının önüne geri dönüşüm sahası yapmak ve alanın hafriyatını temizlemek amacıyla, başında kökü Seferihisar’a dayanan Tunç Soyer’in başkanı olduğu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden destek ister. Büyükşehir Fen İşleri Müdürlüğü, alana bir iş makinesi ile iki kamyon gönderir. İş makinesi, toprağı kamyonlara doldurur, kamyonlar da toprağı, para karşılığında Çamlı köyünün bitişiğindeki döküm alanına götürüp döker.

Yani 18 km mesafeye, gidiş dönüş 36 km…

Bu arada hafriyat alanına 100 metre mesafede bir dostumun arazisi var. Bir iş makinesi ve iki kamyon ile bu araziye de toprak döküm çalışmaları yürütülüyor.

Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin toprağı 18 km uzağa götürdüğü öğrenilince; yetkili olduğu sanılan isimlerle iletişime geçilir ve söz konusu hafriyatın 100 metre mesafedeki alana dökülmesi için talepte bulunulur.

Derler ki; ‘’Bizim o alana dökmemiz yasal değil..’’

Kendilerine”denir ki; ‘‘Sizin iş makinesi, bizim kamyonlara yüklesin, hafriyatı bizim kamyonlar döksün…’

Derler ki; ‘’Yapamayız! Bizim iş makinesi sizin kamyonlara çarparsa sorumlu oluruz..’’

Bu kez, ‘’Pekiii… İş makinesi de kamyonlar da bizden olsun, alanın temizleme işini biz yapalım..’’

İlgililer, yine ‘’Olmaaaz’’ derler.

Hatta ve hatta bizim İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Fen İşleri Müdürlüğü’nde çok büyük makamlarda (…) bulunan, makam ve mevkisinin ne olduğu tam olarak bilinemeyen CİHAN KIRANOĞLU isimli muhtereme durum anlatılır. Beyefendi, ‘’Ben konuyu araştırayım, size döneceğim’’ demesine ve aradan iki gün geçmesine rağmen, telefonları açmadığı gibi geri dönüşte de bulunmaz…

Konunun özeti; ‘’Bu arazi için gerekirse kaymakamlık veya ilgili diğer kurumlardan izin alalım, hafriyat 100 metre mesafedeki bu alana dökülsün’’ denmesine rağmen ısrarla 18 km mesafedeki alana döküm yapılır.

Yani bir inat ki anlatılır gibi değil…

Ancak bu soruyu asıl sormamız gereken makam, başkanlık, yani Başkan Tunç Soyer olmalı…

Anlaşılan o ki; Tunç Soyer bu kurumlarda değişiklik yapmadan Aziz Kocaoğlu’nun ekibiyle devam ettiği sürece daha çooook Aziz Nesin’lik konular görüp izleyeceğiz… .

Son cümlem: Seferihisar’da iken telefonlara cevap vermeyen çalışanlarını kara listeye alan Tunç Soyer’in bu başarılı belediye çalışanı CİHAN KIRANOĞLU’nun, hangi makam ve mevkiyi işgal ettiğini doğrusu merak etmekteyim!..

KIRANOĞLU hakkında Tunç Soyer ne düşünür bilemiyorum ama bu beyefendinin hangi makamda görev yaptığını bilen varsa bildirsin lütfen de bu bilgi eksikliğimi gidermiş olayım.

ANLAYAMADIĞIM KONU VE CÜMLELER!

1-Tuvaletlerde kullanılan tuvalet peçeteleri hangi yöne doğru takılır? Yani içten dışa doğru mu dıştan içe doğru mu? Bilen var mı?

2- Bir yakını veya dostu vefat ettiğinde ona niçin ‘Başınız sağolsun’ denir? Baş sağlığının anlamı nedir? Yani ‘Allah size ömür versin’ veya ‘Allah size sağlıklar versin’ gibi anlaşılır cümleler niçin kullanılmaz?

3-İnsanoğlu ve hele Türkler icat bulmadan yana çok maharetliler, banyoda yıkanırken illa da hanım veya herhangi bir yakınınıza, ‘Şu sırtıma kese yapabilir misin?’ yerine niçin elektrikli veya mekanik bir alet icat etmiyorlar?…

4-Bazı insanlar, bazılarını hiç tanımadıkları halde niçin sevmezler? Ben kendimden bilirim, hasta yatağındayken, yani diğer dünyanın kapısına 3 kez gidip gelmezden önce bazı insanların yürüyüşüne bile gıcık olurdum.  Ancak onlar benim kendilerine gıcık olduğumu bilmezlerdi. Ne zaman Allah tekrar yaşamama  olanak sağladı, o günden sonra fırsat buldukça sevmediğim veya gıcık gittiğim insanlarla yakın olmaya özen gösteriyorum.

65 yıl sonra öğrendim ki; ‘’Her insanı sevmeli hem de öyle sevmeli ki kardeş, evlat, anne baba gibi kabul etmeli…’’

Çünkü her insan iyi ve çok değerli…

5-Malum sadece ülkemizi değil, tüm dünyayı kasıp kavuran mikrop için insanlarımız gereken koruma tedbirlerini almaz da denetim, devletimizin güvenlik kuvvetlerine bırakılır? Ölen kişi siz olacaksınız ama acıyı çekenler yakınlarınız olacak.

Özetle; emniyet görevlilerini gördüğünüzde maskenizi veya emniyet kemerini takacağınız yerde kendi canınızı ve yakınlarınızı düşünerek gerekeni gereken zamanda yapsanız fena mı olur?..