Seferihisar Emlak

Son yıllarda protokol toplantılarına fazla katılmıyorum. Bunda biraz yaşımın 60’ı devirmesinin, biraz da protokol toplantılarının fazlaca resmileşmesinin etkisi var.

O nedenle meydanı biraz daha genç meslektaşlarıma bıraktım. Gelsinler, buradan edindikleri bilgileri ve kritik konuları sayfalarına taşısınlar…

Ancak bayram münasebetiyle düzenlenen programda bir kez daha gördüm ki; onlar da bu tür toplantıları takip etmeye pek istekli değiller.

Kaymakamlığın düzenlediği bayramlaşma töreninde benden başka gazeteci yoktu. Bu durumun beni ilçem adına biraz umutsuzlaştırdığını belirtmeliyim. Çünkü gazeteci her yerde olmalı ve her ortamdan koku alıp duyduklarını, gördüklerini yazmalı…

Neyse! Asıl konum bu değil…

Kaymakam İlhan Abay’ın ‘Bayramlaşma töreninden sonra trafik uygulamalarına bizzat katılacağım” açıklaması üzerine programa iştirak ettim.

İyi ki katılmışım…

Bir Türk vatandaşı olarak gördüğüm tablo karşısında moralim o kadar düzeldi ki…

Bayramlaşma töreninin ardından kaymakam ve belediye başkanının birlikte yol uygulamasına katılması, yıllardır özlediğimiz bir olaydı.

Bayramlaşma alanı olan Askeri Gazino’da AK Parti, CHP ve MHP ilçe başkanları ile teşkilat yöneticilerinin kardeşçe sohbet edip birbirlerini kucaklamaları da gurur verici ayrı bir tabloydu. Bu arada kamu görevi yaparken aramız limonileşen MHP İlçe Başkanı Ahmet Şeramet ile bu bayramda sıcak diyalog içine girmemiz, beni ayrıca sevindirdi.

Aslında hepimiz sıramız geldiğinde bu fani dünyadan göçüp gidiyoruz. Öbür dünyada ise ne siyaset var ne devlet ne de hükümet…

Hepimiz aynı cepsiz kefene bürünüp gönderileceğiz. Bu arada Allah kefen giymeyi nasip etsin tabii ki!.. Çünkü tarihimizde Çanakkale’de olduğu gibi ebediyete kefensiz uğurladığımız binlerce şehidimiz, binlerce kahramanımız var…

Aslında ülkemizi yöneten veya yönetme derdinde olan siyasi partilerimizin liderleri Seferihisar’ı örnek alsa, Seferihisar’daki siyasi olgunluğu rehber edinse, inanın her güne bambaşka bir moral, bambaşka bir motivasyon ile başlarız.

Bu konu bizi çok aşsa da aynı gemide olduğumuz için değinme ihtiyacı duydum…

ÇOCUKLARIMIZI İHBARCI MI YAPACAĞIZ?

Şimdi gelelim asıl konumuza…

Evet…

Konuya düz mantıkla baktığımızda ara başlıktaki bu anlam çıkıyor.

Neden mi?

Bayram nedeniyle gerçekleştirilen polis ve jandarma uygulamalarında araç içerisinde bulunan çocuklara birer broşür verildi. Broşürde, çocukların isimleri, adresleri, hangi okulda okudukları gibi kişisel bilgilere yer verilen bölüm vardı. Yine broşürde istenilene göre; çocuklar, tatile giderken veya tatilden gelirken babaları bile olsa sürücülerin hatalarını not alacak, bu bilgiler İçişleri Bakanlığı’na gönderilecek. Yani çocuklardan istenen bu!..

Bu uygulama ülkemizde 20 yıl önce başlatılsaydı, o günlerde seslerini duyurma konusunda daha cesur olan veliler, “Bu yaşta benim çocuğumu ihbarcılığa mı alıştırıyorsunuz?” diye feryat figan ederdi. Ama şimdi bakıyorum da veliler ve özellikle sürücüler bu uygulamadan bir hayli memnun.

Doğrusu burada benim kafam biraz karışık…

Bir yandan yapılan uygulama araçta bulunan herkesin can güvenliğiyle ilgili…

Ne diyor bakanlık?, “Direksiyonda baban da olsa bu broşürün içerisindeki boşlukları doldur, bize gönder. Sen bir şey yapamayabilirsin ama biz o sürücünün hakkından geliriz

Bu kararı yerinde buluyor ve çocukların muhbirliğe alıştırıldığı kaygısına pek katılmıyorum!

On yıllar öncesinde defalarca yazmıştım!

Her sürücü kırmızı ışıkta geçeni polis veya jandarmaya bildirse toplumda otokontrol sağlanır, sürücüler kendilerine çeki düzen verir’’ diye…

Bazı okurlarım o zaman, “Sen insanları ihbarcılığa itiyorsun” demişti.

Ne yapacaksın, o zamanki toplumumuzun bakış açısı öyleydi, şimdi de böyle… Kültür düzeyimiz gelişti mi geriye mi gitti? Artık buna da siz karar verin…

Tüm okurlarımın bu güzel bayramını kutlar, sağlık içinde nice mutlu bayramlar geçirmelerini temenni ederim…